2 Mart 2017 Perşembe

NE YAPARSANIZ YAPIN, İNKAR EDEMEZSİNİZ: ÇÜNKÜ EVRİM VAR...

Okumayı dün bitirdiğim bu kitabı, Eskişehir'de Osmangazi Tıp Fakültesi'nde Radyoloji hocası olan bir doktor arkadaşım yazmış. Evrim hakkında 20'ye yakın kitap okumuşumdur, bu kadar sistematik ve derli toplu yazanına rastlamadım diye hatırlıyorum. Ben kendimi evrim ile ilgili çok okumuş ve yeterli bilgi sahibi zannederken, Prof. Dr. Tamer Kaya'nın benden kat kat ilerde olduğunu gördüm. Tam 84 kaynaktan yararlanarak yazdığı kitabını bitirmem neredeyse 2 ayımı aldı (bu arada aynı anda 4 kitap okuduğumu da belirtmeliyim). Küçük punto, dar satır aralığı ve 627 sayfa olmasının da bunda rolü var tabii. Tekrar söylemek gerekirse evrim hakkında bilmek istediğimiz her şey var bu kitapta. Özellikle de çok üzücü ve inanılmaz bir şekilde, iktidarın evrimi kitaplardan çıkarttığı bu günlerde. 

Galileo Galilei'nin hikayesi gibi: Galileo, "Dünya dönüyor ve yuvarlak" dediği için zindana atılır. Galile küflü zindanlarda çok çeker. Karanlık ve gıdasızlık yüzünden gözlerini kaybeder. Farelere yem olacağını hissedince papazların önünde diz çöküp yalvarır ve düşüncelerinden vazgeçtiğini söyler. O her ne kadar "çok pişmanım" diye ağlasa da dostlarına "eppur si muove" (ama dünya yine de dönüyor) diye fısıldamadan yapamaz. Galile o günden sonra insan içine çıkmaz. Küçük beldede, kuytu bir eve çekilir. Yine mekanik ve matematik üzerine düşünür ama artık ağzını bile açmaz.
Taa ancak1982 yılında Vatikan Galileo'nun itibarını geri verir. O da Stephan Hawking'in Papa 12. Pius ödülünü "Galileo'nun itibarını geri vermezseniz bu ödülü almam" demesi üzerine.

Demem o ki bizim engizisyon benzeri yöneticiler ve din adamları her ne kadar "evrim yoktur" dese de "evrim bal gibi vardır" ve her geçen gün yeni kanıtlarla daha da ispatlanacaktır. 

Hele evrimin olmadığını ispatlama görevini
ülkemizde Adnan Hoca denen zat-ı muhterem kendi üzerine almışsa, evrim kesin olarak vardır. Bunun kanıtı da kedicik dediği daha evrimleşememiş yaratıklardır... :)
 
 

21 Şubat 2017 Salı

ATATÜRK ve ANZAK GENERALİ (GERÇEK BİR HİKAYE)



Siyah beyaz fotoğrafa bir bakın önce. Bir cenaze töreni yapılıyor. Tabloya bakılırsa önemli biri olmalı. Balkonda ise tabutta yatanı selamlayan bir asker var. Kıyafetine bakılırsa Türk değil gibi. Ama yüksek rütbeli bir asker olduğu belli. Hadi gelin bu adamın hikayesine kulak verelim. Bu adamın duygu dolu ibretlik hikayesine.
Gördüğünüz kişi Sir William Birdwood. Çanakkale savaşında Anzak Orduları Başkomutanı. Asker ve donanım açısından daha üstün olmalarına rağmen Atatürk’e üç kere yenilir savaşta, bacağı da sakatlanır ama buna rağmen onun dehasına ve kişiliğine karşı büyük hayranlığı vardır. Bu hayranlık savaş sonrasında da devam eder. 1935 yılında Mareşal olur son görevi “Hindistan Ordusu Başkomutanlığı”dır. Atatürk hayranlığı ve sevgisi hala sıcaklığını korumaktadır. Atatürk öldüğünde de rahatsızlığına ve emekli olmasına rağmen İngiltere adına cenaze törenine katılmak için talepte bulunur. Talebi kabul edilince İstanbul’a gelir. Bacağını sürükleye sürükleye tabutunun ardında yürür. Ankara’daki törende artık ayağı incinmiş ayakta zor durmaktadır. Halkevi binası balkonuna çıkarırlar.. Geçici kabrine götürülecek olan tabutun geçişi sırasında kılıcından destek alarak ayağa kalkar elindeki asayı kaldırarak selamlar onu. Bu sırada artık duygularını kontrol edemeyerek ağlamaktadır.

Tören sonrasında hemen ayrılmaz birkaç gün daha kalır Ankara’da. Bir gün etrafında Türk yetkililerin de olduğu bir ortamda cebinden bir kalem ve üzerinde kroki olan bir kağıt çıkararak masaya koyar, şu anıyı anlatır onlara: 
Tarih 20 Kasım 1918 (Bir kaynağa göre 16 Kasım). Birdwood karargahı ile Pera Palas oteline yerleşmiştir. Mustafa Kemal’in de otelde bir dairesi olduğunu bilen Birdwood
onunla görüşmek ister. Bunun için kendisine refakat subayı olarak verilmiş olan sporcu Sedat Rıza Bey’i araya sokar.
-“Buyursunlar” der Mustafa Kemal. İki general karşı karşıyadır. Birdwood çok saygılıdır. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Rasim Ferit Bey de vardır. Hoşbeşten sonra Birdwood,
iki yıldır kafasını kemiren “bizi nasıl yendi?” sorusunun yanıtını almak ister:
-“Sayın komutan bizi nasıl yendiniz?”
 Mustafa Kemal’den bir başkası, dünya savaş tarihinde benzerine az rastlanır bu başarısından böbürlenebilirdi. Oysa o, -tıpkı Trikopis’e davrandığı gibi - yenilginin
ezilmişliği altındaki bu general’in onurunu korur.
“-Sizin de, bizim de tarih dergilerimiz var”, der; tarih yazar. Birdwood ricasını yineler:
-“Ekselans, sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum. Lütfediniz.”
Mustafa Kemal, yanındaki Rasim Ferit Bey’den kağıt kalem ister; o da bir parça kağıt
ile altın muhafazalı kurşun kalemini uzatır. Mustafa Kemal bir kroki çizer, kağıt üzerindeki yerlerini işaret ederek;
-“Su tarihte karaya çıktınız, der; filanca saate kadar şurada durdunuz. Biz de şu hattaydık. Her şey sizin lehinizdeydi. Niçin çizgide durdunuz ve niçin ilerlemediniz?”
-“Askerlerimiz çok yorulmuştu, diye yanıtlar Birdwood.” Mustafa Kemal bu kez de Conkbayırı krokisini çizer:
-“Siz filanca gün şu yöne hareket ettiniz, şu durumu aldınız; niçin ilerlemediniz?”
-“Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerlerimiz susuz kaldı ve durdu.” Atalarımız
yaralıya kurşun atılmaz der. Mustafa Kemal de Türk soyluluk ve erdemini şu esprisiyle dile getirir:
-“Görüyorsunuz ya ben bir şey yapmadım. Önce yorgunluk, sonra susuzluk durdurdu ordunuzu.” Birdwood ayağa kalkar, Mustafa Kemal’i kucaklar:
-“Sizin gibi kahraman ve yüksek karakterli bir asker tanımadım.” dedikten sonra krokiyi ve kalemi işaret ederek:
 -"İzin verir misiniz" der; "bu kroki ve kalemi değerli bir hatıra olarak saklayayım.”  Ve saklar. Cenaze törenine gelirken de yanında getirmiştir.


NOT: Ne denir ki.. Düşmanlarının bile sevdiği, değerini takdir ettiği, hayranlık duyduğu bir adam. Günahıyla sevabıyla ülkenin kurucusu. Çok daha fazlası olmalı elbet ama sakat bacağıyla acı çeke çeke onun tabutunun arkasından yürüyen şu adamın gösterdiği saygıyı gösteremeyen ve yetmezmiş gibi bilir bilmez konuşanan, hakaretler eden, nankör insanlarımız  jatta yöneticilerimiz bile var. (Alıntıdır)

Kaynaklar:

1- Atatürk’ün İstanbul’daki Çalışmaları, (1899 - 16 Mayıs 1919), Sadi Borak, 2. Basım 1998, Kaynak Yayınları, ISBN: 975-343-233-X. Sayfa:153-155
2- Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. Prof. Dr. Utkan Kocatürk.
Atatürk Araştırma Merkezi. Ankara 2007 İkinci Basım. ISBN: 975-16-1
3- https://en.wikipedia.org/wiki/William_Birdwood